Kur’an’da Vaad Edilen Gerçek: İsrail Haritadan Silinecek!
“Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına zulmetmez.”
Kur’an-ı Kerim ve Kitab-ı Mukaddes
Dünyanın sonu” insanlık tarihi boyunca hep ilgi çekici bir konu olarak gündemde kalmayı başarmıştır. Mitolojilerin ana temalarından biri olan Son fikri, ideolojilerin hedeflerini belirledikleri yeryüzü cenneti, Kaotik ya da sınıfsız yeryüzü cenneti, Mehdi ya da Mesih’in kuracağı altın çağ gibi gelecek tasarımlarına da kaynaklık etmiştir. Dinler tarihinde “Eskatoloji” başlığı altında araştırılan Kıyamet öncesi ve sonrası dünyanın geleceğine dair inanç ve görüşler vaad ve tehditler özellikle Ortadoğu merkezli dinsel söylemlerde Ahirzaman’da yaşanacak büyük bir savaş ve ertesinde gelişecek olaylar dizisi ile açıklanmıştır. Devamı »
‘Gericilik’ yarışında,bütün kozlar kullanılmaya çalışılırken..
Yeni Asya’da 16 Mart günü İbrahîm Özdabak imzasıyla yayınlanan karikatür, pek çok şeyleri çok özlü olarak ve birkaç çizgiyle anlatıyordu.. Deniz Baykal’ın yüksek gerilimli, hırçın ifadeleri karşısında iki kişi kaçışıyorlardı; ‘Eyvah gerici!’ / ‘Kaç, bizi de germesin!’ diyerek..
Bugünlerde, çevresi, ‘bu gidişle Deniz Bey’e nazar değer’ diye korksa yeridir.. Çünkü, ortalıkta her ne bulsa, hemen atlayıp, onu, Tayyîb Bey’in aleyhinde ve emekli generalleri bile aratmıyacak bir iştahla ve hırçın ‘gerici’ uslûbla kullanıyor, gerilimlerden meded umuyor.. Devamı »
El Kaide’den gelen mektup!
14 Şubat 2005′de Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri’yi ortadan kaldıran suikast çok sarsıcı sonuçlara yol açtı. Lübnan ve Suriye ateşin içine atıldı. Hariri, yüz milyarlarca dolarlık para için mi öldürülmüştü yoksa Lübnan ve Suriye’yi yemek için mi?
BM soruşturma komisyonu suikastle ilgili hiç bir kanıta ulaşamamış olmalı ki, soruşturmacılar Türkiye’de tutulan Luvey Sakka, kendi ifadesiyle Loay Sakka’ya kadar geldi. Sakka’nın Hariri suikastiyle bağlantısı araştırılıyor şimdi. Gerçek kimliği belirlenmeye çalışılıyor. DNA ve kan testleri yapılıyor. Gerçek Sakka olup olmadığı, estetik ameliyat yapıp yapmadığı gibi onlarca sorunun cevabı bulunmaya çalışılıyor. Devamı »
Meşru olanı yaşamak mı? Yaşanılanı meşrulaştırmak mı?
Bir yanda hakikat diye bir derdi olanlar, öte yanda hakikatle derdi olanlar…
Müslüman olmak, hakikat diye bir derdi olmaktır. Hakikatle derdi olanların Müslümanlık iddiası, Kur’an’ın isbat edilmemiş iman sahipleri için kullandığı ellezine âmenû türüne giren bir Müslümanlıktır, Allah’ın kabul ettiği iman sahipleri için kullandığı mu’minûn türüne giren bir Müslümanlık değil.
Zira İslam, kayıtsız şartsız teslim olmaktır.
Neye teslim olmak?
Neye olacak! Elbette hakikate.
Devamı »
EMRET KOMUTANIM!
Deniz Baykal sonunda militarizmde karar kıldı..
Arkası arkasına emekli generallerle görüşüyor. Öyle anlaşılıyor ki, CHP bu seçimde çok sayıda emekli generali lisetesinden aday gösterecek..
Baykal, önce emekli bir orgeneral, sonra emekli bir tümgeneral daha sonra da başka emekli bir tümgeneralle görüşmüş.. Devamı »
Mezhebin içinden mi, dışından mı konuşmalı? (1)
Bu haftaki yazılarımı, bir ilim talibesinin bir süre beklettiğim usul sorusuna ayıracağım. Usul sorularını önemsiyorum. Usulü konuşmak, bir bakıma “asılı” konuşmaktır.
“Ne asıl”dan türetilen “nasıl” sorusu, aynı etimolojiden neşet ettiği için hem asla hem usule mütealliktir. Hepsinden önemlisi “vusulsüzlük, usulsüzlüktendir”.
“Hocam, size, Ürdün’den yazan yüksek lisans öğrencisinin mektubundan cesaret alarak görüş ve önerilerinizi almak adına ben de bir mektup yazmak istedim. … İlahiyat Fakültesi’nde fıkıh’tan yüksek lisans yapıyorum, tez dönemindeyim ve aynı zamanda … İl Müftülüğü vaizesiyim. Devamı »
Lâ Husni ve Lâ Mubarek
Mısırlılar, bir türlü başlarından düşmeyen, Mısır halkının tepesine oturup ona kendini taşıttıran çağın Firavununa Hüsni Mübarek değil Lâ Husni ve Lâ Mubârek diyorlar. Yani başlıkta kullandığımız ifade bize değil bizzat Mısırlılara ait ve “ne hüsnî ne de mübârek” anlamına geliyor. Hüsnî, “güzelce, güzel”; Mübârek ise “bereketli kılınmış, verimli” gibi anlamlara gelir. Mısır halkının kanını emen, işkence metotları geliştirmede uzmanlık alanları oluşturan diktatörün bu vasıfları taşımadığı ortadadır. Dolayısıyla Mısır’daki çağdaş Firavun’un isimleriyle vasıfları birbirinin tam tersidir. O yüzden Mısır halkı bu adamı başlıkta kullandığımız isimlendirmeyle anar.
Devamı »
İnsan Hakları Kardeşliğin Yerini Tutmaz
En büyük korkumuz ne? Bizi en çok ne endişelendiriyor? Türkiye’de
Alevi-Sünni, Laik-Şeriatçı, Kürt-Türk… gibi ayrımların keskinleşmesi. Bu
ayrımların zıtlaşmalara, çatışmalara, bölünmelere sebep olması ihtimali bizi
dehşete düşürüyor. Milletçe kenetlenmenin yollarını arıyoruz. Siyasi,
sosyal, entelektüel merkezlerden bir kardeşlik çağrısı, bir kardeşlik
türküsü yükselsin istiyoruz. Sonunda, Yazar Nihat Genç, su gibi, yağmur
gibi, şelale gibi bir kardeşlik manifestosu ortaya koydu. Ankara’da Nihat
Genç’le buluştuk, teybi açtık, “Buyurun” dedik, “sizi dinliyoruz.” Nihat
Genç de, ağzından ballar akarak konuştu…
OSMANLI TORUNU, CUMHURİYET ÇOCUĞU
Cumhuriyeti kurduk. Yani iyi ki kurduk. Biz de Cumhuriyet çocuklarıyız.
Cumhuriyetin birçok değerini sırtlandık. Bizden sonraki nesillere
ulaştırmaya çalışacağız. Ancak, Osmanlı’nın da torunlarıyız. Osmanlı’yı
nereden yıktık, nasıl yıktık, niçin yıktık? “Osmanlı’nın eğitim sistemi
kötüydü, adaletsizlik vardı, bir despotizm, bir imparator vardı…” böyle
çok kaba tabirlerle Osmanlı’nın son dönemini anlattık. Osmanlı’da yaşayan
birçok büyük kurumu, mesela tarikatları, yıkılmaması gereken yerleri de
yıktık.
Cumhuriyet bir vatandaşlık, bir yurttaşlık projesi olarak hayatına başladı.
Ve Cumhuriyetin bu projesinin arkasında da bir millet teorisi, bir Türk
milleti, Türk milliyetçiliği teorisi yer aldı. Batı’da gelişen bir teori…
İran, Mısır, Suriye de bizim gibi, tarihini ilginç bir şekle soktu. Birimiz
Asurlara, birimiz Firavunlara kadar gittik ve bir millî tarih oluşturmaya
çalıştık. Bu millî tarihten de bir millet düşüncesi oluşturmaya çalıştık. O
millet düşüncesine din, dil, ırk gibi ortak nitelikler, ortak heyecanlar
ekledik. Bugüne geldiğimizde bu teorinin belli bir dönemde, ihtiyaçtan,
ortamın şartlarından doğduğunu ama Batılıların bize empoze ettiği bir şey
olduğunu görüyoruz.
ASALET, DOĞU’DAN YÜKSELİR
Şimdi netlikle görüyoruz ki bize empoze edilen bu tanım ve tarifler bu
ülkede çok büyük ideolojiler meydana getirdi ve bu ideolojiler Batılılar
tarafından çok güzel kullanılıyor. Diyelim Türkçü, Kürtçü gibi. Ve bunlar bu
ülkedeki birtakım bölünmeler veya en azından bölünme tehditleriyle ortaya
çıkıyor. Burada, Batının bir özelliğine dikkat yöneltmeliyiz. Batı bir sınıf
toplumundan, sınıf çatışmalarından geliyor. Aristokrasi bir sınıftır, asalet
babadan geçer. Oysa bizde asalet, her insanın kendi dürüstlük ve
çalışkanlığından, gayretinden hareketle açığa çıkar, kabul edilir, tasdik
edilir.
Ya da burjuvayı ele alalım. Burjuvanın en büyük özelliği şu: Başka
insanlarla karışmaz. Kız alıp vermez. Şatafatlı şatosunda oturur. Üstün bir
sanat, üstün bir mimari ile alakadardır ve çok farklı giyinerek, çok farklı
özellikleri olduğunu söyleyerek toplumun diğer kesimlerinden ayrı olduğunu
düşünür. Aristokrasinin babadan getirdiği asaleti o servetiyle inşa etmeye
çalışır. Ünlü sanatçılarla oturur, büyük müzisyenlere, ressamlara hamilik
yapar.
Yoksul kesimler, sahipsiz kitleler, işçiler veyahut köylülerle bu sınıflar
arasında bitmeyen bir kan davası, Batı’nın sanayileşme çağına rengini verir.
Mezhep savaşları, işçilerle çatışmalar, halkla didişmeler… Ve demokrasi
işte bu sınıf çatışmasının tarihinden doğdu. Bu yüzden Batı, sınıflı
toplumunun ihtiyaçlarına göre bir demokrasi oluşturdu. Bugün bizim
tanıdığımız Avrupa’daki demokrasinin oluşum süreci bu.
Devamı »
-
Arşiv
- Mayıs 2007 (1)
- Nisan 2007 (30)
- Mart 2007 (81)
-
Kategoriler
- Hamza TÜRKMEN
- Hasan EL BENNA
- Hekimoğlu İSMAİL
- M. Fehmi REYHAN
- Muhammed HAMİDULLAH
- Muhammed Hüseyin FADLALLAH
- Murat GÖÇER
- Mustafa İSLAMOĞLU
- Nezaket ÖZTÜRK
- Nihat GENÇ
- Nihat NASIR
- Nuray MERT
- Nureddin YILDIZ
- Ramazan KAYAN
- Raya Şokatfard
- Raşid GANNUŞİ
- Sami BÜYÜKKAYNAK
- Sami HOCAOĞLU
- Selahaddin EŞ ÇAKIRGİL
- Selim ARMAĞAN
- Senai DEMİRCİ
- Serdar DEMİREL
- Serdar KURU
- Seyyid KUTUP
- Sibel ERASLAN
- Vural KAYA
- Yıldız RAMAZANOĞLU
- İhsan ELİAÇIK
- İsmet ÖZEL
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS

