20 ülkenin istihbarat birimi tefsir yazıyor
ABD’nin Florida eyaletinin St. Petersburg kentinde 4–7 Mart tarihleri arasında çok önemli iki önemli toplantı gerçekleşti. Biri 4–5 Mart tarihleri arasında entelektüeller arasında yapılan bir toplandı idi. Diğeri ise yine aynı yerde 5–7 Mart tarihleri arasında 20 ülkenin istihbaratı arasında yapılan toplantıydı. Her iki toplantı da “Secular Islam Summit / Seküler İslam Zirvesi” adı altında gerçekleşti.
Batının İslam’a karşı saldırısı aralıksız her alanda devam ediyor. “Terörizm” ya da “radikalizm” ile mücadele bu saldırıların üzerine gerilmiş bir kılıf. Hani İslam dünyasını çok iyi tanımasak/bilmesek, dünyayı Müslümanların kana buladığını düşüneceğiz neredeyse. Propagandaları çok güçlü. İstihbarat ağları çok geniş. Onlar yani batı İnsan hakları savunucusu, İslam dünyası insana değer vermeyen bir alem! Devamı »
Merkel’in kadehi
Avrupa Birliği’nin 50. kuruluş yıldönümü kutlamaları yoğun simgesel göndermelere sahne oluyor. Avrupa’yı bir coğrafya olmaktan bir fikir haline getiren bu simgelerin temsil ettiği muhtevadan habersiz AB ile girdiğimiz ilişkilerin ne stratejik ne de kültürel anlamını kavramak mümkün değildir.
Avrupa’nın içinde bulunduğu durumu anlatmak için simgelere başvuran The Guardian’dan Timothy Garton Ash, Polonyalı yönetmen Krzysztof Zanussi’den mülhem, eğer Avrupa bir insan olsaydı onun psikoloğa götürülmesi gerektiğini savunuyor: “50 yaşındaki bu insan neden kendini bu kadar depresif hissediyor? Depresyonda hisseden pek çok kişide olduğu gibi bu insan için de nesnel koşullar öznel duyguları haklı göstermiyor. Zira Avrupa isimli bu şahıs başarılı ve rahatı yerinde olmasına rağmen, genellikle arkadaşları ve ailesi tarafından sevilmesine karşın kendini kötü hissediyor, kendine karşı şüpheleri yüzünden acı çekiyor.” Devamı »
Cumhurbaşkanlığını kaldıralım!
Hani başkanlık sistemine geçecektik? Başkanlık sistemine geçmesek bile, hani cumhurbaşkanını halk seçecekti?
Bu konular artık gündemde değilse ve uzun süre gündeme geleceği de benzemiyorsa, benim bir teklifim olacak:
Cumhurbaşkanlığını kaldıralım!
***
Devamı »
Ya İran ABD’yi vurursa!
Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgesel işbirliği kanalları açılırken, ekonomik ve siyasi yakınlaşma Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar gelişirken, Ankara’nın İran ile Sünni ülkeler arasındaki ikna gücü artarken, bu olumlu gelişmeleri sıfırlayacak, bölgeye ciddi krizler yayacak, küresel düzeyde ağır etkileri olacak, bölgenin siyasi istikrarına ve ekonomik çöküşüne yol açacak bir tehlike ısrarla besleniyor.
Devamı »
Marksizm Eleştirisi
Şeriati, Marksist bilgi kuramının kuşattığı diyalektik ile materyalizm ilişkisinin diyalektiğin kendisine aykırı olduğunu ileri sürmüş, Marx’ın ve Marksizm’in materyalist okunuşu dışında farklı bir okuyuş gerçekleştirmiş ve İslam’ın toplumcu, adalet eksenli hayat anlayışını devrimci bir literatür ile materyalist zihinlere anlatmıştır. Şeriati, Marx’ı iki ayrı hayat aşamasında (genç ve filozof olan idealist Marx ve yaşlı sosyolog Marx olarak) analiz etmiş, Marksizmi de üç farklı kategoride sınıflandırmıştır. Şeriati’ye göre Marx’ın kendi kafasındaki düşünceler tüm doğal, insani çelişkileriyle birlikte “Bilimsel Marksizm”i kendilerinin Marx’ın takipçisi olduklarını iddia eden kitlelerin taklidinin ve kalıpsallığının eseri olarak “Avami Marksizm”i, 1917 Bolşevik Devrimi sonrası Sovyet resmi ideolojisinin kurumsallaştırdığı, Leninizm ve Stalinizm’in de eklendiği “Resmi Devlet Marksizmi” oluşturulmuştur.41
Devamı »
Düşünce ve Hareket Metodu
Şeriati, “Sorumlu Aydın” (Ruşenfikr) tanımlamasıyla egemenlerin payandası sıfatını taşıyan Batılı entelektüel ve Doğulu saray mollası karakterlerine karşı evrensel değerleri kişisel ve toplumsal sorumluluk ve adalet bilinciyle kuşanmış, hayatının her anı bu değerler uğruna savaşım ile geçen bir mücadele insanı portresi çizmektedir. Şeriati, ilk olarak çağdaşı Celal Ali Ahmed’in tanımladığı “Batılılaşma Hastalığı” (Garbzedegi)9 illetine tutulmuş başkalaşmış entelektüele yönelttiği eleştiri oklarının daha da fazlasını taassub içinde dinin asli mesajından ve halktan kopmuş molla (ahund) karakterine yöneltmiştir.10 Şeriati bu iki uçtan yola çıkarak halkın İslam’dan uzaklaşmasını eleştirmekten çok, geleneksel çevrelerin dini yanlış tanıtıp, genç kuşaklara mal olmasını engellemelerini eleştirmiştir.11 O’na göre Üçüncü Dünya ülkelerini emperyalizm, sömürgecilik, gerilik ve cehaletten kurtaracak araç, Batı toplumlarının koşullarında yeşermiş ideolojiler değil, tersine ezilen ülkelerin kendi kökenlerinden doğacak bir ideoloji olacaktır.12 Bu yaklaşımını hayatına pratize etmesi, fikri namusunu korumuş olması Şeriati’nin ve düşüncelerinin genç kesimler başta olmak üzere geniş halk kitlelerince benimsenmesine yol açmıştır. Tabi burada yaşadığı tarihsel kesiti ve coğrafyayı da göz ardı etmemek gerekir. Laik ve Marksist kesimlere aydın olmanın, her türlü taassuptan kurtulmanın dindar olmakla çelişmeyeceğini gösteren Şeriati, dinini Batıdan gelen kültürel saldırılardan korumak için geleneksel değerlerine sorgulamaksızın sarılmış dindar kesimlere de öncelikle diğer müslüman kardeşlerine karşı olan mezhebi ve milli taassuplarını kırmalarını, sonra da diğer din ve ideolojilere karşı tutarlı bir eleştiri, adaletli bir diyalog zemini oluşturmaları gerekliliğine vurgu yapmıştır. Şeriati’ye göre “Dürüst insan, kendine özgü bir dine inandığı halde, kendisine aykırı olan görüşleri, hatta dinleri bile tanıtma ve araştırma aşamasında o görüşe muhalif değilmiş gibi ortaya koyan insandır.13 Buradaki değerlendirme, karşı olma ya da sahiplenme ölçütümüz öncelikle muhatabımızı anlamaya yönelik bir tanıma metodu olmalıdır.”14 Devamı »
“Sürekli Devrim Bilinci”
Şeriati statükoya karşı gelişen her özgürlük hareketinin yukarıda bahsetmiş olduğu bilinç düzeyine erişmediği takdirde devrimci hareketin fertlerinin başarıya ulaştıktan sonra durağanlaşacaklarını ve bir zamanlar savaşım verdikleri statükonun yerini alacaklarını ve dolayısıyla devrimci kimliklerine yabancılaşacaklarını, tarihteki örneklerle34 delillendirip devrimcilere şu uyarıyı yapmaktan geri durmamıştır; “Devrimler her zaman tehlikededir, en başarıları bile!
Gururlanma en büyük zaferden sonra bile!
- İbrahim bile olsan yine tehlikedesin! İsmail’ini kurban ettikten sonra bile! Şeytanın çok rengi, çok oyunları vardır.
Hayatın boyunca her an cihada hazır ol
Cihad hükümdar olmak için veya güç kazanmak için değildir.
Düşmanını yenmekle, savaşın bitmemiştir…
Zafer bir günde kazanılabilir, fakat dikkatsiz olursan bir anda kaybedebilirsin.”35
Devamı »
Başörtüsü Çıksın Aman Gerginlik Çıkmasın
28 Şubat’tan söz ettik geçen hafta…
İki cihan mutluluğu adına projeleri olduğunu söyleyen bir topluluğun, bu
iddialarından nasıl vazgeçtiğinden, döndüğünden ve dönüştüğünden…
Yakan, delen ve çürüten bir sürece, içeriden verilen katkıları özetledik bir
anlamda…
Hiç şüphe yok ki bunların en sarsıcı olanı ‘başörtüsü’ meselesiydi.
Allah’ın, mü’min kadınların başlarına örtmesini emrettiği nesne, bu süreçte,
‘mü’min’lik iddiasındaki kimi erkeklerin, kulaklarını tıkamada kullandıkları
bir enstrümana dönüştü.
Devamı »
-
Arşiv
- Mayıs 2007 (1)
- Nisan 2007 (30)
- Mart 2007 (81)
-
Kategoriler
- Hamza TÜRKMEN
- Hasan EL BENNA
- Hekimoğlu İSMAİL
- M. Fehmi REYHAN
- Muhammed HAMİDULLAH
- Muhammed Hüseyin FADLALLAH
- Murat GÖÇER
- Mustafa İSLAMOĞLU
- Nezaket ÖZTÜRK
- Nihat GENÇ
- Nihat NASIR
- Nuray MERT
- Nureddin YILDIZ
- Ramazan KAYAN
- Raya Şokatfard
- Raşid GANNUŞİ
- Sami BÜYÜKKAYNAK
- Sami HOCAOĞLU
- Selahaddin EŞ ÇAKIRGİL
- Selim ARMAĞAN
- Senai DEMİRCİ
- Serdar DEMİREL
- Serdar KURU
- Seyyid KUTUP
- Sibel ERASLAN
- Vural KAYA
- Yıldız RAMAZANOĞLU
- İhsan ELİAÇIK
- İsmet ÖZEL
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS

