Eli Kalem Tutanlar !

Eli kalem tutanlar çok şey yapabilirler. Yalnız bir şartla; gerektiğinde kendileri ölmek, düşüncelerini et ve kanlarıyla beslemek, hak bildiklerini söylemekten çekinmemek şartıyla. Söz ve düşüncelerimiz ölü birer ceset gibidir. Onu ancak kanlarımızla besler ve gerektiğinde ALLAH yolunda ölürsek dipdiri ayağa kalkacak, canlılar arasında yaşayacaktır.

Ya bir İngiliz gemisine füze isabet ederse!

Rehine krizi karşılıklı gövde gösterisine dönüştü. ABD Basra Körfezi’ne yığınak yapıp İran’a ne ile karşılaşabileceğine dair güçlü mesajlar verirken Tahran, Irak içindeki nüfuzunun ABD’yi nasıl köşeye sıkıştıracağından emin halde kendi oyununu oynuyor. İngiltere İran’la bütün ilişkilerini kesip konuyu BM Güvenlik Konseyi’ne getirme şantajı yaparken İran; “Ben de BM’ye götürürüm ayrıca askerleri de serbest bırakmam” diyerek daha önce bırakılacağı açıklanan kadın askerin bırakılmasını erteliyor.

Güvenlik Konseyi, ABD ve İngiltere için kanlı ellerin temizlendiği bir arena. Dolayısıyla, krizi Güvenlik Konseyi üzerinden İran’a karşı bambaşka bir boyuta taşıma imkanına sahipler. Nasıl olsa daha yakında İran’a karşı ambargo kararı çıkarttılar. Nasıl olsa dünyanın BM kararı üzerinden ikna edilmesi kolay olacak.
Devamı »

Mart 30, 2007 Yazan: ahrar | Kategorilenmemiş | | Henüz Yorum Yok

Cumhurbaşkanı kadın olacak!!!

Bir şeyin adil ve iyi olduğunu müdafaa etmek, Avrupa standartlarını yakaladığımızı ilan etmek için, bir kurumun başına, bir kadının gelmesi kafi sayılıyor. Rasathanenin başına getirilen kadın profesörler Gülay Barbarosoğlu, Gülay Altay; rektör seçilen kadınlar; Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu; Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan; TÜBİTAK Başkanı Nükhet Yetiş vs. Listeyi uzatmak mümkün. Son olarak MİT’in kilit noktasına bir kadının getirildiğini söylememiz durumu anlaşılır kılacaktır sanıyorum. Kadınlardan şikayetçi miyim? HAYIR!!!. Şikayetim bazılarının, “kadın”, “en kadınnnnn” olmasına..
Devamı »

Mart 30, 2007 Yazan: ahrar | Kategorilenmemiş | | Henüz Yorum Yok

Anmak mı, anlamak mı, yaşamak mı?

Bir peygambere iki tür saldırı yapılabilir. Birincisi fiziki varlığına yönelik, ikincisi misyonuna yönelik. Sizce hangisi daha tehlikelidir? Bana sorarsanız, misyonuna yönelik saldırı, fiziki varlığına yönelik saldırıdan bin kat daha beterdir. Çünkü peygamberi peygamber yapan gönderiliş amacıdır.

Allah Rasulü’nün fiziki varlığına yönelik suikast artık mümkün değil. Çünkü böyle bir saldırı onun ölümlü tarafıyla ilgili. O beka yurduna göçtüğüne göre, suikast ihtimali sıfır demektir. Fakat aynı şeyi onun misyonu için de söyleyebilir miyiz? Mesela, “Onun misyonuna yönelik suikast ihtimali sıfırdır” diyebilir miyiz? Devamı »

Mart 30, 2007 Yazan: ahrar | Sami HOCAOĞLU | | Henüz Yorum Yok