İman’ın Üstünlüğü
“Gevşemeyiniz, üzülmeyiniz, iman etmişseniz mutlaka en üstün sizsiniz.” (Al-i îmran, 139)
Bu açıklamadan insan zihnine geliveren ilk şey bunun savaş alanındaki cihad olduğudur. Oysa bu açıklamanın gerçeği ve kapsamı, çeşitli özellikleri ile bu tek durumdan daha büyük, daha geniştir. Ayet, müslümanın bilincinin, düşüncesinin eşyayı, olayları, değerleri ve kişilikleri değerlendirmesinin her zaman nasıl olması gerektiğini belirtir. Allah, bu ayetle müslüman kişinin, bütün kurumlara, değerlere ve kişilere karşı sahip olması gereken üstünlük halini belirler. İman temeli dışındaki temelden doğan bütün değerlere karşı imanın ve onun değerlerinin üstünlüğünü ortaya koyar. Devamı »
Cihad Üzerine
Allah uğrunda hakkını vererek cihad ediniz. O sizi ideal ümmet olarak seçti. Din konusunda, sizin üzerinizde (geliştirmenizi önleyecek) hiç bir zorluk (baskı) getirmedi. Atanız İbrahim’in milletinin (ilkelerinin) aynısını (model alınız).”
Enes (r.a)’dan naklen Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Allah yolunda bir sabah yahut bir akşam cihada çıkmak, bütün dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.” (Buhari, Müslim ve Tirmizi) Devamı »
Çağımızın müslüman kadından beklentisi
Kadın hakları ve kadının şahsiyetinden söz etmek, İslam’ın kadın hakkındaki görüşünü ortaya koymak ve bunu kabul etmek başka mesele, o görüşle amel etmek, İslami olduğuna inandığımız değerlere göre hareket etmek, yani İslami görüşü pratize etmemiz ve inandığımız hakları sosyal düzenimize ve yaşamımıza tatbik etmemiz ise başka bir meseledir. Fakat genellikle bizler teoriyle iktifa ediyoruz.
İslam’da yaşam, toplum, sosyal ilişkiler, kadın hakları, çocuk ve aile haklarının ne olduğunu bilen, fakat pratikte köhne gayr-i islami geleneklere tabi olan, hatta yaşamını, İslami değerlere göre değiştirme cesaretini bile gösteremeyen kimseler çoktur.
Kadın hakları ve kadının rolü bilimsel ve düşünsel bir sorun olmuştur. Özellikle 18. 19. ve 20. yüzyıldan itibaren ve ikinci dünya savaşından sonra kadının sosyal hakları ve insani özellikleri meselesi bilimsel toplantılarda, dünyanın siyasi ve sosyal akımlarında şiddetli bir ruhi hadise ve sarsıntı şeklinde, devrimci bir kriz şeklinde ortaya çıkmıştır.
Maalesef kriz 20. yüzyıla egemen güçlerin takviyesiyle bütün beşeri toplumlara, hatta dini ve geleneksel kapalı kaleler içerisindeki toplumlara kadar yayılmıştır.Karşısında tam olarak duran toplumlar ise çok azdır. Devamı »
İslam İnanç ve Hayat Düzenidir
![]()
İslâm’ın bir inanç düzeni ve bir program olduğu şüphesizdir. Ancak İslâm, incelikli, kapsamlı, insan ruhunun her durumunu düzenleyen, İnsan ruhunu çerçeveleyen bütün anlamlı şeyleri kapsayan ve ister bireylerle, ister toplumlarla ilgili olsun; isterse de içinde yaşadığımız dünya ile veya güzel olmasını İstediğimiz âhiret hayatı ile ilgili olsun; nefsin idrâk ettiği herşeyi içine alan bir düzen haline geldikten sonra tam anlamıyla inanılan bir inanç düzeni ve bağlanılan bir program olabilmiştir.
Bir inanç düzeni olarak İslâm, Allah’a, meleklerine, kitâblarına, peygamberlerine ve âhiret gününe îmân etmekdir. Bir hayat düzeni olarak ise; insana tam anlamıyla egemen olmak, ona hayat yöntemini ve hayatın hedefini göstermekle birlikte, dünya ve âhirette mutluluğa ulaştıracak çalışma yollarını da göstermektir. Devamı »
Modern Sorular
1989’da Sovyet bloğu çöktüğünde büyük bir iyimser hava esmişti. Geleneksel modernlik yerini küresel modernliğe bırakacaktı. Bu aslında postmodern zamanın test edilmesi anlamına da gelecekti. İki kutuplu dünya ortadan kalkmış, totaliter ideolojiler sahneden çekilmiş, devlet müdahalesi sona ermiş sanılıyordu. Aradaki ideolojik/politik sınırlar kalkıp diyalog, tanıma-tanışma süreci başlayacaktı.
Avrupa’nın geleneksel modernliği ilkesel ve kurumsaldır, yukarıdan aşağıya doğru kendini empoze eder. Amerika’nın başını çektiği küresel modernliğin; aksine, katılımcı, demokratik müzakereye dayalı, sivil, gelişmeci ve toplumların geleneklerine saygılı olacağı bekleniyordu. Bunun motivasyonu toplumsal sermaye olacaktı. Bu farklı bir modernleşme versiyonu idi ki, Müslümanlık bir yönüyle bunu amaçlıyordu. Herkeste yeni bir fırsatın doğduğu umudu belirmişti. Bununla küresel bir barış süreci başlayabilir; farklı toplumlar, gelenekler ve dinler arasında verimli bir diyalog başlayabilirdi.
Sözünüzü balla böldük
Yıllardır hırçın ve baskın bir şekilde uygulanan başörtülüye karşı ayırımcılık konusunu yine başka konuların gölgesinde tartışmaya çalışıyoruz.
Yine başka konuların arasından sıyırıp gündem yapmaya çalışıyoruz. Hatırlatmaya, dikkat çekmeye uğraşıyoruz… Bu konuyu kıyaslama olmadan başka konulara atıfta bulunmadan başlı başına tartışmaz olduk artık. Kimi zaman, “haydi kızlar okula” kampanyasından yola çıkıp “Bizim evde de kızlar var” diyebildik. Kimi zaman kadın sorunlarının tartışıldığı platformlara değinerek iş-eğitim hakkı elinden alınan kadınlarla ilgili konuya girdik- girme çabasında bulunduk.
Ne zaman insana dair, hakka, hukuka adalete, özgürlüğe ve eşitliğe dair bir konu tartışılsa “ya biz?” sorusunu sormaya çalıştık toz duman arasında. Kürsülerden serdedilen süslü söylemlerin arasında kayboldu sitemlerimiz, sözlerimiz. “Ya biz başörtülüler?” Sorusu cevapsız kaldı yıllarca. Devamı »
Kan kardeşimiz İran´lılar
Mart ayının ilk haftası İrandaydık. Tehdit altındaki kardeşlerimizin yanında.
Dışişleri Bakanlığı´nın toplantı ve konferans salonları Afrikadan Hindistandan, Latin Amerikadan, gelen önemli insanlarla doluydu. İran iletişimin önemini çok iyi biliyor ve dünyanın her köşesindeki halklarla diyalog halinde olmayı önemseyen bir dış politikaları var.
Devamı »
İnterneti Müslümanca Kullanmak
Biz Müslümanlar, dünya hayatını asıl varılacak yer olan ahiret hayatının tarlası ve bir imtihan alanı olarak algılarız. Hayatın bizlere verilmiş ve hesabı sorulacak bir emanet olduğu bilincinde alıp-veririz her nefesimizi. Hayatımızın hiçbir an veya alanının alemlerin Rabbi yüce Allah’ın müdahalesinden bağımsız olmadığını bilir, adımlarımızı ona göre atarız. Alemlerin Rabbi’ne tuğyan edip, O’nun hükümranlığını göklerle veya dar manada mabedlerle sınırlamaya kalkışan, Allah’ın hükümranlığına kota koymaya yeltenen, Allah’ın arzında O’nun hükümranlığına karşı çıkma sapkınlığını temsil eden laisizm ve sekülerizmin hayatımıza çeşitli suretler altında sızmaması için teyakkuzu elden bırakmaz, sahih bilgi, iman ve salih amel bütünlüğünde, bilinç düzeyinde bir hayat yaşamayı gaye ediniriz.
Biliriz ki, alemlerin Rabbi’nin bizim kulluğumuza hiç ama hiç ihtiyacı yoktur, O’nun hükümlerine tabi olmaya, aparı, dupduru ölçülerine sadık kalmaya, yolunda yürümeye muhtaç olan bizleriz. Devamı »
-
Arşiv
- Mayıs 2007 (1)
- Nisan 2007 (30)
- Mart 2007 (81)
-
Kategoriler
- Hamza TÜRKMEN
- Hasan EL BENNA
- Hekimoğlu İSMAİL
- M. Fehmi REYHAN
- Muhammed HAMİDULLAH
- Muhammed Hüseyin FADLALLAH
- Murat GÖÇER
- Mustafa İSLAMOĞLU
- Nezaket ÖZTÜRK
- Nihat GENÇ
- Nihat NASIR
- Nuray MERT
- Nureddin YILDIZ
- Ramazan KAYAN
- Raya Şokatfard
- Raşid GANNUŞİ
- Sami BÜYÜKKAYNAK
- Sami HOCAOĞLU
- Selahaddin EŞ ÇAKIRGİL
- Selim ARMAĞAN
- Senai DEMİRCİ
- Serdar DEMİREL
- Serdar KURU
- Seyyid KUTUP
- Sibel ERASLAN
- Vural KAYA
- Yıldız RAMAZANOĞLU
- İhsan ELİAÇIK
- İsmet ÖZEL
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS

