Toplumsal Bünyeye Sirayet Eden Virüsler
Toplumsal Bünyeye Sirayet Eden Cahili, Şeytani, Hevai Virüsler Toplum Sağlığını Tehdit Ediyor
Toplumların kaderi insanların kaderine ne kadarda çok benzi yor, değil mi? İnsan hastalandığı gibi toplumda hastalanıyor Toplumlarında tıpkı insan gibi ayağı kayabilir Ayakları yere sağlam basmayan, köklerine reddeden, değerlerine ters düşen toplumda olsa nasıl ayakta kalabilir. Evet kitlelerde aklını yitirebilir, şirazesinden çıkabilir Çağdaş toplumlarda bunu teşhis etmek pekte zor değil Hafızası çöken, yeni bir formata ihtiyaç duyan ne kadarda çok toplum var!
Kültürel şizofreninden kurtulamayan, sosyal depresyonları atlatamayan, siyasi intiharın eşiğine gelmiş, ekonomik harakiriyi kurtuluş gören toplumsal tabloların yabancısı değiliz Tabloların totemlerin tutsaklığı kılınmış kitleler sanal özgürlük sarhoşluğu içinde göğüslerini gere gere kendi zindanlarına uygun adım koşuyorlar. Sorgulamayan, üretmeyen, kurucu bir irade taşımayan, direnemeyen bu yığınlar. Sinmişliği, silikliği, sömürülmeyi sineye çeke çeke nereye gidiyorlar? Gündemlerinde insaniyet: hakkaniyet, adalet, hakikat adına bir kırıntı var mı dır? Yönünü, yolunu belirleyecek toplumsal bir basirete sahipler mi?
Haksızlıkla hikmet arayan, tüm şerleri hayra yoran, bir zilleti ve esareti kader bilen şu şaşkınlar güruhunun nasıl bir ilete müptela olduklarını anlamak kolay, fakat anlamak uyarmak, çok zor
Ahlaki değerler, insani erdemler alt-üst oldu Ahlaki ciddiyetin yerini korkunç bir vurdum duymazlık aldı Sorumluluk almaktan kaçınan başıboş kitlerle türedi Yalan, hile, hırs, tamah, riya, kibir yaşamın vazgeçilmezleri oldu Reklam, rekabet, rant, reyting, rövanş toplumun en çok kullandığı kelimeler Riyanın toplumsal bir maruza dönüştüğü zaman diliminde gösteriş, gösteri, görüntü, görünürlülük, görkem, görsellik, gözde olmak, göze girmek, gövde gösterisi nede çok prim yapıyor? İmaj, makyaj, ambalaj sanki prestij kazanmanın tek yolu Bu durum nasıl bir ruh halini yansıtıyor? İlgi çekmek, şöhret olmak, dünyayı esas kabul etmek genel düsturları olduğu için var güçleri ile dünyaya yükleniyorlar İhtiras, intiham, iktidar hırsı sınır, kural, ahlak tanımıyorsa, insanlar dünyayı cehennemleştirme yolunda hızlarına hız katıyor demektir Daha çok haz duymak için, daha çok hız yapmak için koşanlar, hiç bir kıskaç, kriter kural işlemiyor
Bir diğer ürkütücü boyut Medyanın mahremiyet perdesini yırtıyor olması Geride mahram olan ne kaldı? Her şey üryan Mahremiyetin bittiği yerde haysiyet, iffet, izzet aranır mı? Oda gitti Mahremiyet ve haysiyet magazin malzemesi
Modernizm, insanı özgürleştirme yalanı ile kitleleri hala büyülüyor Peki, kimden kurtaracak? Hevanın azgınlaştığı bir zeminde özneliğini kaybeden insan hangi özgürlüğü elde edecek?
Kitleler kendi ürettikleri korkulara kurban gittiler Bu çağ; koku, kaos, kuşku, kaygı çağı olarak anılacaktır İnsanlar sorularına yenik düştüler. Şüphelerin pençesinde kıvrandılar Kaosa davetiye çıkardılar Kanla buluştular Karanlıklardan ve karanlık güçlerden hala medet umanlar var
Artık toplumun şüpheci, yakîni yok Dünyacı, ötesi yok Bencil, paylaşımı yok Toplum hasta reçetesi yok
Daha da beteri, toplumun hastalıklarını savunuyor olması Tedavi kabuk etmemesi Bundan daha büyük hamakat ve gaflet olabilir mi? İşte bu gün yaşanan budur
Toplumu hasta olduğuna kim ikna edecek?
Tedavi önerenden, reçete sunandan cüzzamlıdan kaçar gibi uzak duruyor
Toplumsal bünyeye sirayet eden cahili, şeytani, hevai virüsler toplum sağlığını tehdit ediyor. Takva korumasında olmayan bir toplumun iflahı zor Nedir bu iflah etmez marazlar?
Dünyevileşmek Yaşam ufku bu dünya ile sınırlı hesapçı, hazırcı, hazcı, şimdici, dünyacı insanların gündemine ortak hedefleri, dertleri, davaları koyabilmek kolay mı sanıyorsunuz? Dünyanın fiziki değerlerini değişmez değerler görme yanılgısı insana çok pahalıya mal oldu. Eşya değer kazanırken insan ve insanlık ucuzladı. Dünyayı kontrol altına alma çabaları insanı dünyaya bağımlı hale getirdi. Artık insan değerlerden vazgeçip fiyatlarla ilgilenir oldu İnsanın kafası, karnesi rakamlarla dolu Fakat insanlar ruhlarını satıp, cesetlerini makyajlamaya durdular. Öte dünyasız bir hayatın tadını çıkarmaya çalıştılar. Bu hastalığa müptela olan kişi değerler dünyasındaki puanlamayı ilahi olandan alıp gayrı ilahi olana vermek vardır. Hayat vahyin kılavuzluğundan kopmaktadır
Bireyselleşme Toplumsal sorumluluklardan uzaklaşıp içe kapanma Müslümanlarla birlikte olmanın sıkıntılarına katlanmadan, yalnızlığın rahat ve rehavetini tercih etme anlayışı Yalnızlaşan, yalnızlaştıkça yabancılaşan Böyleleri için ümmet, vahdet, cemaat, kardeşlik nostaljik bir takıntıdır. Bu hastalık başka hastalıklarında habercisidir, ben merkezci bir açmazın girdabında insanlar zayi olup gidiyor Tek kişilik bir dünyası vardır Başkası yoktur Bizi yoktur
Gayesizlik İnsan yaratılış amacından uzaklaştıkça hayat anlamını kaybeder Doyumsuz, güvensiz, hedefsiz bir mecraya savrulur Gayeden kopunca insan, artık onun için uğrunda mücadele etmeye değer dava, doğru, değer kalmamıştır Bu insan aldırışsızdır, dertsizdir, gamsızdır Yaşamı parçalanmıştır, birleştirici öğelerin kaybolması ile birlikte başıboşluk ve sorumsuzluk baş gösterir İç dünyada başlayan çözülme ve bozulma, kişiyle sınırlı kalmıyor, kişinin dünyaya bir bozguncu olarak çıkmasına neden oluyor
Eylemsizlik Ruhunu yitiren çağın insanı neyin mücadelesini verecek? Atalet, rehavet ve sefahat yaşam kodlarını işlevsiz kılmıştır Aksiyon yok! Heyecan yok! İrade yok! Hareket olmayınca hayat boş, kof, durağan, monoton kalır, çekilmez bir hal alır. Ne düşünme eylemi Ne okuma eylemi Ne sorgulama eylemi . Ne inşa ve ne de imha eylemi yok Kendini dondurmuştur
Değersizlik Vahiyle bağını koparan insan kutsal tanımaz oldu Sonra kendi kutsallarını üretti Tatmin olmadı bu defa kutsallarını tahrip etti Tüm ilahi v beşeri kutsallara ilan-ı harp etti Değer yitimi ile başlayan değersizleşme zamanlar yerini modern yapay değerlere bıraktı Başarı, kazanç, kar, güç, iktidar, kapital gelir artışı kutsanır oldu Sonra bunların savaşı başladı İnsanın değeri, tüketim gücü ile ölçülür oldu Kıblesini yitiren insan yönsüzlük girdabında bocalıyor.
Bu savaşta yenik ve yorgun düşen insan kendini arıyor
İlkeli bir yaşamdan koptuğundan beri hiçbir şeyde karar kılamıyor
Duyarsızlık Ruhu işgale uğramış, kalbi kuşatma altında olandan nasıl duyarlılık beklenebilir ki? tepkisiz, sinirleri alınmış,uyuşumcu, edilgen, pasif bir ruh hali Sömürülmeye aday silik ve sinmiş kişilik Böylelerinin iradesi çökmüş, iddialarından vazgeçmiş, ideallerini yitirmiş durumdadırlar His yok, aşk yok, öfke yok Gelene ağam, gidene paşam felsefesini İtiraz, sorgu, tepki, tavır, lügatlerinde yoktur Dertsizlik derdine müptela olan kolay kolay iflah olmuyor
Peki, tüm bu ve benzeri marazların, zaafların, reçetesi yok mudur? Kuşkusuz vardır İşte bu çağın, bu toplumun içinden yükselen bir ses şöyle diyordu:
Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi, ittibâ-ı Kurandır.
Şimdi Kuranla yola çıkarak sorumluluklarımıza dönecek olursak
Bu durumda toplumsal marazların bozucu, boğucu, batırıcı etkilerine karşı ne yapabiliriz? Toplumsal yozlaşmaya karşı yalnızca söylem geliştirmeyle bir yere varılamayacağını iyi biliyoruz
Bu güne kadar süre gelen pratikten uzak, hayata yansımayan toplumsal çözümlemeler, derin tahliller, orijinal fikirler sorunu çözmeye yetmedi
Müminler olarak mutlaka koruyucu önlemler almalıyız
Farklı bir toplum modeli oluşturmalıyız
Alternatif sunamadığımız kirli bir mekanizma tarafından yutulmamız kaçınılmazdır
İşte bu bağlamda yapmamız gerekenlerden bir kısmı:
1- Ruh, yürek ve bilinç dünyamızın zengin olması lazım. Vahiyde derinleşerek, rahmet ve şifa menbaı olan Kitabımızdan beslenerek iç donanımızı tamamlamalıyız
Yorgun ruhlarımızı vahyin ruhu ile ayağa kaldırabiliriz
Yoksul yüreklerimizi takva ile takviye edebiliriz
2- İslami kimlik ve kişiliğimizi ciddiye almalıyız
Kimliğimize yönelik çarpıtma, karartma, örtme çabalarına fırsat vermemeliyiz
Bu kimlikle elde ettiğimiz erdem, onur, iffet ve haysiyeti taşıma liyakatini sürekli korumalıyız
3- Cemaat ruhuna, Müslümanlar arası hukuka, disiplin ve davranış biçimine önem vermeliyiz
Bireyselleşmenin önüne geçmenin yolu aidiyet bilincini canlı tutmaktan geçer
4- Siyasal, sosyal, kültürel, düşünsel yönden gelişimimizi sürdürürken ameli, ahlaki ve deruni boyutumuzu ihmal etmemeliyiz
İbadet hayatımıza bir çeki- düzen vermeliyiz
Vakti giren ibadetlerde gecikmemeliyiz
Sünnet hassasiyetine yeni bir ivme kazandırmalıyız
Çünkü sünnet, zamanı, mekanı aşarak Hz. Peygamberin örnek, özne ve öncü kişiliğini hayatımıza taşıma, hayatımızda yaşatma ve yansıtma pratiğidir
Peygamberi yaşam biçimini içselleştirme ve nebevi disiplinle şekillenme çabasıdır
Muhammedî aidiyetin fiili ispatıdır; sünnet
5- Sade bir yaşam ve mütevazı bir duruşu tercih etmeliyiz
Ahireti önceleyerek sonlu rahata değil, sonsuz rahmete müşteri olmalıyız
Vahşi kapitalizmin sınırsız tüketim alışkanlığı hastalıktan öte bir çılgınlığa dönüştü
Nasıl korunabileceksek korunmalıyız artık! Mutlaka alternatif yaşam modelimizi gerçekleştirebilmeliyiz
Çünkü heva ve hevesin sürüklemesi ile ihtiyaçların ve zaruretlerin tanımı değişti
Üretilen zaruretlerle nice israflar, savurganlıklar, isyanlar mübahlaştı
İlahi emirler karşısında gevşeyenler, gaflet ve kasvet kuşatmasına yenik düşüyor
Ruhsatlarla amel dinde laubaliliğe, lakaytlığa dönüşüyorsa bunun üzerinde durmak gerekir
Sekülerizmin maddeye yüklediği dünyevi değere bizim birde uhrevi boyut kazandırmamız gerekir, bu bir görevdir
İş dünyamızda kar etmenin dünyevi getirisi yanında infak etmenin, hayır işlemenin, sevap kazanmanın manevi hazzına talip olmalıyız
6- Helal- haram sınırlarının flulaştığı bir zaman diliminde helal kazanç hassasiyetini daha bir diri tutmamız gerekiyor
Helal olmayan bir hayatın sonunun helak olacağını unutmamak lazım
Günahların küçümsendiği hatta özendirildiği günlerden geçiyoruz
Nasıl korunacağız? Her günah bir sonraki günaha çağrıdır
Din adına konuşanlar günah konusunda hiçbir tarihte bu kadar esnek davrandılar mı hatırlamıyorum
Günahlara karşı ölümü çokça hatırlayarak önemli bir korunma yöntemini yakalamış oluruz
7- Medyanın Müslüman zihin üzerindeki blokajını kırmalıyız. Kendimizi sanal dünyaya salmadan bire bir sohbet ortamlarını canlandırmalıyız
Göz göze gelerek, gönül gönüle vererek sıcak sohbetlerle sorumluluk bilinci, kulluk direnci gelişecektir
Bizi ayakta tutacak bu programlardır
8- Yaygın ve etkin bir İslami eğitimin her seviyede gerçekleşmesi için bu alana yoğunlaşmamız kaçınılmaz ve ertelenemez bir görevdir
İslami bir terbiye ve tekamül için bu şarttır
Toplumsal sorumlulukların üstesinden gelebilmenin yolu da, kulluğun gereği de eğitimden geçiyor
9- Önce ailenin güvenliğini sağlayıp sonra da güçlendirmeliyiz. Çünkü aile bizim direnme ve dirilme yerimizdir. Son kalemizdir
Toplumun rahmidir
Liberal, seküler, modern depremlere karşı aileyi sağlamlaştırmamız zaruret arz ediyor
Evlerimizin mescitleşeceği, mektepleşeceği imkanlar oluşturmalıyız
10- Toplum içinde adil şahitliğimiz, güzel örneğimiz, yüce ahlakımız, vasat ümmet olma vasfımız, temsil gücümüz, sahih duruşumuz ile mesaj misyonumuzu öne çıkarmalıyız
Bu eksende tutarlı, kararlı, nitelikli çizgimizi sürdürmeliyiz.
11- Diğer Müslümanlarla aramızda olması gereken kardeşlik hukukunu zedeleyecek davranış bozukluklarını ıslah etmeliyiz
İnsanlığın aklı, yüreği, vicdanı, ufku ve umudu biz olmalıyız.
Toplumsal hastalıklarla mücadele ederken Tıbbın-Nebevi böyle gerektiriyor
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın
-
Arşiv
- Mayıs 2007 (1)
- Nisan 2007 (30)
- Mart 2007 (81)
-
Kategoriler
- Hamza TÜRKMEN
- Hasan EL BENNA
- Hekimoğlu İSMAİL
- M. Fehmi REYHAN
- Muhammed HAMİDULLAH
- Muhammed Hüseyin FADLALLAH
- Murat GÖÇER
- Mustafa İSLAMOĞLU
- Nezaket ÖZTÜRK
- Nihat GENÇ
- Nihat NASIR
- Nuray MERT
- Nureddin YILDIZ
- Ramazan KAYAN
- Raya Şokatfard
- Raşid GANNUŞİ
- Sami BÜYÜKKAYNAK
- Sami HOCAOĞLU
- Selahaddin EŞ ÇAKIRGİL
- Selim ARMAĞAN
- Senai DEMİRCİ
- Serdar DEMİREL
- Serdar KURU
- Seyyid KUTUP
- Sibel ERASLAN
- Vural KAYA
- Yıldız RAMAZANOĞLU
- İhsan ELİAÇIK
- İsmet ÖZEL
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS

