KÜRESEL İNTİFADA
Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan
çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men
etmez. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.
Allah sizi, ancak sizinle din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran
ve çıkarılmanıza yardım eden kimselerle dost olmaktan men eder. Kim onlarla
dost olursa, işte zalimler onlardır.
(Kur’an-ı Kerim; 60/8-9)
Sanayi toplumunun zorunlu sonucu olan emperyalizm, kapitalist sömürü ve
birikim mantığının bir açılımıydı.
Batı kapitalizmi 19. ve 20 yüzyılda öteki coğrafyalara uygarlık taşımak, 21.
yüzyıla girdiğimizde de demokrasi ve özgürlük götürmek iddiasıyla
yayılmacılığına devam etti. Dün öteki coğrafyalarda sanayi mamulleri için
pazar şartlarını oluşturan ulus devlet yapıları teşvik edilirken, bugün
ulusal sınırlar çökertilerek ulusal pazarların ve yerli kaynakların kapıları
küresel kapitalizme inisiyatifsiz bir şekilde sonuna kadar açıldı.
Dünkü uygarlık telkini ulus devletleri ve kurmaca modern ulus kültürleri
üretmişti. Bugünkü demokrasi ve özgürlük dayatmaları ise küresel
kapitalizmin yeni liberal yağmacılık iştahını kabartan evrensel tüketim ve
davranış biçimlerini üretiyor; ulusal pazarları dünya pazarlarına
dönüştürüyor.
Öteki coğrafyalarda gücü silikleştirilen ulusal sınırların ve otoritelerin
bıraktığı boşluk ise küresel kapitalizmin silahlı gücü ABD İmparatorluğu
tarafından yeniden düzenlenmeye çalışılıyor ve ABD dünyanın jandarması
rolünü üstleniyor. Küresel kapitalizmin iç çatışma ve çekişmeleri de tam bu
noktada; yani yeni dünya düzeninin şekillenişinde belirginleşiyor.
ABD kökenli uluslararası dev sermaye; Almanya, Japonya başta olmak üzere tüm
küresel rakiplerine karşı ABD’nin üstlendiği dünya jandarmalığı görevinden
en fazla yararlanarak üstünlüğünü perçinlemek istiyor. ABD, II. Dünya Savaşı
ile Batı dünyasında kurduğu üstünlüğünü, 1989 Doğu ve Orta Avrupa devrimleri
ve 1991 SSCB’nin çöküşü ile küresel çapta yaygınlaştırdı, kendisine kapalı
bir çok ulusal pazara ve bölgelere adım atma imkanına kavuştu.
Ve şimdi ABD, küresel kapitalist güçlerle ittifak temelli yayılmacı bir
koalisyon oluşturmak yerine, onları tek belirleyen olduğu siyasi ve ekonomik
politikalarına yardımcılar seviyesine indirmeyi, kendisine yakıştırdığı
İmparatorluk statüsünün devamı ve geleceği için kaçınılmaz görüyor.
Devamı »
-
Arşiv
- Mayıs 2007 (1)
- Nisan 2007 (30)
- Mart 2007 (81)
-
Kategoriler
- Hamza TÜRKMEN
- Hasan EL BENNA
- Hekimoğlu İSMAİL
- M. Fehmi REYHAN
- Muhammed HAMİDULLAH
- Muhammed Hüseyin FADLALLAH
- Murat GÖÇER
- Mustafa İSLAMOĞLU
- Nezaket ÖZTÜRK
- Nihat GENÇ
- Nihat NASIR
- Nuray MERT
- Nureddin YILDIZ
- Ramazan KAYAN
- Raya Şokatfard
- Raşid GANNUŞİ
- Sami BÜYÜKKAYNAK
- Sami HOCAOĞLU
- Selahaddin EŞ ÇAKIRGİL
- Selim ARMAĞAN
- Senai DEMİRCİ
- Serdar DEMİREL
- Serdar KURU
- Seyyid KUTUP
- Sibel ERASLAN
- Vural KAYA
- Yıldız RAMAZANOĞLU
- İhsan ELİAÇIK
- İsmet ÖZEL
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS

