PEYGAMBERİMİZ(SAV)İN MUCİZESİ NE İDİ?
“Dediler: “Yerden bir pınar fışkırtmadıkça, hurmalıklardan ve üzümlüklerden
bir bahçe yapıp aralarından çaylar akıtmadıkça yahut iddia ettiğin gibi göğü
üzerimize parça parça düşürmedikçe veya Allah’ı ve melekleri karşımıza
açıkça getirmedikçe, altından bir evin olmadıkça ya da gökyüzüne çıkıp
oradan bize özel bir mektup getirmedikçe sana inanmayacağız.” De ki:
“Rabbimin şanı yücedir. Ben sadece bir beşer, sadece bir elçiyim.” (İsra;
17-90-93).
Kur’an’da buna benzer onlarca ayet vardır.
Bu ayetlerde inkarcıların “mucize” taleplerinin ısrarla reddedildiğini
görüyoruz.
Durum buyken, Hz. Peygamber’in “işaret parmağı ile ayı yardığı”, “bir kap
hurmaya dokununca binlerce askerin ondan doyduğu”, “çağırınca ağacın yanına
geldiği”, “gelecekte meydana gelecek nice olayları haber verdiği” vb. türden
rivayetler de neyin nesi oluyor?
Kanaatimce bunlar, Müslüman bilincin, eski dünya dinlerinin kendi
peygamberlerine atfettiği bir takım mucizeleri kendi peygamberinde de görmek
istemesinden kaynaklanmaktadır. Bunların bir takım kitaplara dahi sızmış
olması, gerçekte de öyle oldukları anlamına gelmez. “Eleştirel analize” tabi
tutularak ayıklanmaları gerekir. Bu konuda büyük sorumluluk altında
olduğumuzu düşünmekteyim.
Bu rivayetlerde anlatılan peygamber portresinin Kur’an’ın anlattığı
peygamber portresine uyduğunu söylemek mümkün değildir.
Öyle ki ipin ucunun iyice kaçırıldığını görüyoruz. Bu tür rivayetlerde
anlatılan peygamberin, gerçek hayat mecralarında bizlere örnek (usve-i
hasene) olması mümkün müdür? Rüya gibi gelip geçmiş, içimizden birisi değil;
hayallerde resmedilen, rüyalarda görülen, sırlı, gizemli, büyülü, tütsülü
bir dünyanın muhayyel kahramanı…
Eh, böylesi bir peygamber de, olsa olsa halk vaizlerinin, serazat nâtların,
buhurlu kandil ve mevlid gecelerinin peygamberi olabilir. Yaşayan, gerçek
hayattaki Allah’ın “kulu” ve “resulü” değil…
***
Devamı »
Hz. Peygamber ‘din adamı’ mıydı?
| Görülüyor ki Hz. Peygamber’in şahsında karşımızda, “hayatın dışında ve fakat üzerinde etkili” bir din adamı profili değil; bütün renkliliği ile “bizzat hayatın içinde yaşayan” bir peygamber örnekliği |
Vatikan kilisesinin balkonundan halkı selamlayarak “kutsayan” Katolik papalar…
Kilisede dev sakalı ve simsiyah cübbesi ile tütsüler içinde ayin yaptıran Ortodoks rahipleri…
Tapınakta nirvanaya duran Budist keşişleri…
Camide vaaz veren kırmızı fes üzerinde beyaz sarığı ile Sünni hocalar…
Kum şehrinde kum gibi kaynayan siyah, beyaz sarıkları ile Şii mollalar…
Dergahta post üzerinde muridlerine feyz dağıtan tarikat şeyhleri…
Cemevinde semah yaptıran upuzun beyaz sakalıyla Alevi dedeleri…
Velhasıl kendilerine özgü renkli kıyafetleriyle dünyanın değişik yerlerinde görmeye alışık olduğumuz o “din adamı” görüntüleri…
Acaba İslam’ın peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v) böyle birisi miydi?
Hz. İbrahim, Musa, İsa bunlar gibi miydi?
Yazının başlığında geçen “din adamı” tabirinden, bir sınıf ve meslek olarak din adamlığını kastediyoruz. Çünkü insanların çoğu “Nasıl ki her mesleğin bir adamı var; din de bir meslek olduğuna göre onun da adamları olur” diye düşünüyor.
Acaba öyle mi?
Din bir meslek midir?
Meslek, kişinin geçimini sağlamaktan öte, üzerinden zengin olabildiği, mal mülk yığabildiği vasıta olduğuna göre, din de bu vasıtalarından birisi mi olmaktadır?
Peygamber denilince insanların aklına yazının girişinde tasvir edilen “din adamı” tipolojisi neden geliyor?
*** Devamı »
-
Arşiv
- Mayıs 2007 (1)
- Nisan 2007 (30)
- Mart 2007 (81)
-
Kategoriler
- Hamza TÜRKMEN
- Hasan EL BENNA
- Hekimoğlu İSMAİL
- M. Fehmi REYHAN
- Muhammed HAMİDULLAH
- Muhammed Hüseyin FADLALLAH
- Murat GÖÇER
- Mustafa İSLAMOĞLU
- Nezaket ÖZTÜRK
- Nihat GENÇ
- Nihat NASIR
- Nuray MERT
- Nureddin YILDIZ
- Ramazan KAYAN
- Raya Şokatfard
- Raşid GANNUŞİ
- Sami BÜYÜKKAYNAK
- Sami HOCAOĞLU
- Selahaddin EŞ ÇAKIRGİL
- Selim ARMAĞAN
- Senai DEMİRCİ
- Serdar DEMİREL
- Serdar KURU
- Seyyid KUTUP
- Sibel ERASLAN
- Vural KAYA
- Yıldız RAMAZANOĞLU
- İhsan ELİAÇIK
- İsmet ÖZEL
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS

