Eli Kalem Tutanlar !

Eli kalem tutanlar çok şey yapabilirler. Yalnız bir şartla; gerektiğinde kendileri ölmek, düşüncelerini et ve kanlarıyla beslemek, hak bildiklerini söylemekten çekinmemek şartıyla. Söz ve düşüncelerimiz ölü birer ceset gibidir. Onu ancak kanlarımızla besler ve gerektiğinde ALLAH yolunda ölürsek dipdiri ayağa kalkacak, canlılar arasında yaşayacaktır.

Bir İranlı kadının deneyimi

Uçağım Kahire havaalanına indiğinde eve dönüyormuşum gibi sıcak bir hisse kapıldım, daha önce hiç görmediğim bir eve. Ne beklediğimi bilmiyordum. Düşündüğüm tek şey nihayetinde bir Müslüman ülkede olduğum ve üniversitede masterımı yaparken tamamen Müslüman bir kadın gibi yaşayabileceğimdi.1969’da 22 yaşında İran’dan ayrıldım ve ailemle birlikte ABD’ye taşındık. İran’daki hayat o zaman yarı moderndi. Kadınlar Avrupalı gibi giyinirdi ve mini etekler Tahran’ın caddelerinde hemen hemen heryerde görülürdü. Gençlik batılı bir ülkede yaşama isteğiyle moda, müzik ve flört gibi birçok bakımdan Batı kültüründe kaybolmuştu. Çoğu insan İran Şahının dayattığı Batılılaşma sürecini kabul etti. Ancak bu dönüşüm kolay olmadı.   Benim annem gibi birçok yaşlı insan Şah’ın babası Rıza Pehlevi’nin İngilizlerin desteğiyle iktidara geldiğini gayet iyi hatırlar. Onun bir çok şartla kral gibi bu makama getirildiği ve bunlardan birinin de İslam’ı ve İslami hareketleri ezmek olduğu yaygın bir inançtı. Bu nedenle o zaman onun ilk aldığı kararlardan biri başörtüsünü yasaklamaktı.    

Böyle bir hareket toplum içerisinde sert bir direnişle karşılaştı, özellikle de dindarlığın yaygın olduğu kadınlar arasında. Fakat başlarında başörtüleriyle evlerinden çıkmaya cesaret ederlerse polis onu çıkarır ve parçalara ayırırdı. 104 yaşına kadar yaşamış olan halam bir keresinde bana başörtüsünü çıkarmak istemeyen birçok kadının akrabalarını ziyaret etmek veya hamama gitmek için gece yarısından sonra evlerinde çıkmak zorunda kaldıklarını anlatmıştı. O zamanlar evlerde banyo yaygın değildi.     Zamanla baskı arttı, direniş zayıfladı. Ben genç bir kız olana kadar kadar modernleşme ve ahlaki çürüme bir dereceye kadar toplumda normal olmuştu, özellikle de gençler arasında. Devamı »

Mart 22, 2007 Yazan: ahrar | Raya Şokatfard | | Henüz Yorum Yok